Doktor Uyku (Doctor Sleep) İnceleme

İnceleme

Yıl 1976…

İlk romanı Carrie (Göz)’nin üzerinden henüz 2 yıl geçmişti.  Korku-Gerilim edebiyatına ismini altın harflerle yazdırmasına yıllar vardı. 1974’te başlayan yolculuğu Salem’s Lot (Korku Ağı) ile devam etmiş, Stephen King ismi dillerde dolaşmaya başlamıştı. Colorado’da kaldığı bir otelde, gece vakti aklını meşgul eden bir konu onu uykusundan etmişti. Hemen yatağının yanındaki komodinde duran not defterine sarılıp ışıkları dahi açmadan bir şeyler karalamıştı. Zihninde dolaşan bir soruydu sadece… Kaldığım bu otel perili olsa nasıl olurdu?

The Shining (Medyum) romanı böyle doğdu. 1976 yılında çıkan kitap büyük ses getirdi. Aradan geçen yıllar boyunca Medyum, Stephen King’in ilk anılan romanlarından oldu. Overlook Oteli’nde yaşanan unutulmaz olaylar kitabı okuyan herkesin zihninde yer etti.

Yıl 1998…

Stephen King, artık korku-gerilim edebiyatının yaşayan en büyük ustası olarak görülmekte, kitapları tüm dünyada milyonlar satmaktadır. Usta, yeni romanı Bag of Bones (Kemik Torbası)’un imza gününde bir hayranının sorusu ile geçmişe döndü. Kulağına doğru eğilen hayranı ona “Medyum’daki küçük çocuğa ne oldu?” diye sormuştu.

King, bu sorunun kendisini bu denli rahatsız etmesine şaşırmamıştı. Çünkü kendisi de ara ara bunu düşünüyordu. Overlook Oteli’nden kurtulan küçük Danny şimdi ne yapıyordu?

Kafasında dolaşan bu sorular 2011 yılında cevap bulmaya başladı.

Büyük Usta Stephen King, 35 yıl geriye döndü ve Medyum’un devamını yazma kararı aldı.

KÜÇÜK DANNY’E NE OLDU?

Her şey bu soru ile başlamıştı. Yeni kitap da bu sorunun cevabı ile başlamalıydı. Danny Torrance’ın Overlook Oteli’nde yaşadığı korkunç anlardan aylar sonra, kâbuslarının ve otelde kendisine musallat olan hayaletlerin onun peşini bırakmadığını görüyoruz. Danny, annesi Wendy ile birlikte mütevazı bir dairede yaşamaktadır. Dick Halloran, ara sıra onları ziyaret etmektedir. Büyük kâbus sonrası toparlanma evresi…

Danny’nin bir gece banyoda 217 numaralı odanın sakini olan Bayan Massey’i görmesi ile Overlook Oteli’nin kâbusları geri dönmüş oldu.

Dick, bu kâbusları alt etmesi için Danny’e yol gösterdi. Belki de ölmeden önce Danny için yapması gereken görevi o an yapmıştı. “Ben sana öğrettim, sen de bir gün öğrencini bulacaksın Danny” demişti.

Küçük Danny, Overlook Oteli’ndeki kâbusları zihninde hapsedip hayatına devam etti. Devam ettiği hayatın iyi olduğunu söylemek isterdim.

BÜYÜK DAN – DOKTOR UYKU

Aradan yıllar geçmiş, Wendy ve Dick ölmüştü. Küçük Danny, Dan olmuştu.

Ve kendisi babasının bir kopyası olup çıkmıştı.

Alkol ile olan yakınlığının babası ile benzer olması onu şaşırtmamıştı. Ne de olsa babasının oğluydu. Aslında babasından daha kötü durumda olduğu söylenebilirdi. Sonuçta babasının bir ailesi vardı. Dan ise o eyaletten bu eyalete savrularak hayatını batırmakla meşguldü. Ama her kötü gidişin bir sonu, dibe vuruştan sonra bir yükselme anı vardır, değil mi? Dan için bu dibe vuruş anı belki de Deenie ve bebeği ile yaşadığı o iğrenç sabahtı. O günden sonra Dan içkiyi bırakıp düzenli bir hayat yaşamayı düşünmeye başladı.

New Hampshire eyaletindeki bir bakım evinde çalışmaya başladığında bu denemesi başarı ile sonuçlandı. Aslında Adsız Alkolikler toplantılarına katılması buna neden oldu diyebiliriz. Belki de babası da böyle toplantılara katılmış olsa şimdi her şey daha iyi olabilirdi. Babası hayatta olurdu yani en azından, değil mi?

Bakım evinde ölmek üzere olan hastalara yardım etmesi sonucu ona Dr. Uyku denilmeye başlandı. Dan, çocukluğundaki yoğun telepatik güçlerini kaybetmeye başlamıştı fakat kaynak hala yerinde duruyordu ve Dan bu gücü ölmek üzere olan hastaları rahatlatmak için kullanıyordu.

İçkiden uzaktı, bir işi vardı, hayat sakin ve düzenliydi.

Abra doğana kadar…

ABRA

Abra Stone şüphesiz ki Dr.Uyku romanının en önemli karakteri. King’in hayat verdiği ilginç karakterlerden olan Abra, müthiş telepatik gücü ile dikkat çekmektedir. Daha bebekken Dan ile bağlantı kurması ve ailesini korkutacak şeyler yapması maceranın ilginçleşmeye başladığının ilk sinyalleri olmuştu.

Abra, İtalyan kökenli bir ailenin çocuğudur. 13 yaşına geldiğinde burnunu soktuğu bir olay sonucu romanımızın kötü adamlarının hedefi haline gelecek ve Dan yıllar önce Dick’in söylediği gibi öğrencisini bulmuş olacaktı.

Kötü adamlar kimdi ve Abra’yı neden hedef haline getirmişlerdi?

 

 

BUHARCILAR

Stephen King, bugüne kadar birçok ilginç karaktere hayat vermiş, birçok yaratık, iblis-ne derseniz- yaratmıştı. Dr. Uyku ise ustanın en ilginç yaratık betimlemelerinden birini ortaya çıkarmış. Kendilerine Gerçek Kardeşlik diyen bu grup, hayatlarını devam ettirebilmek için telepatik güçlere sahip kişilerin enerjisini emmek zorundadırlar. Bu nedenle de karavanları ile sürekli olarak ülkeyi dolaşmakta ve kendilerine yeni avlar aramaktadırlar. Görünüşte insan gibi görünen bu yaratıklar, enerji aldıkları sürece hayatlarını yüzlerce, binlerce sene devam ettirebilirler. Aldıkları enerjiye buhar diyen bu yaratıkların ufak da olsa telepatik güçleri bulunmaktadır. Liderleri ise Rose isminde, silindirik şapka takan bir kadındır.

Gerçek Kardeşlik’in Abra’yı neden hedef haline getirdiğini artık anlamışsınızdır diye düşünüyorum. Mum ışığı arayan bir grubun önüne çıkan deniz fenerini düşünün…

Abra ve Gerçek Kardeşlik arasında geçen olaylara ayrıntıları ile değinmek istemiyorum. Romanın özetini yazmak gibi bir niyetim yok.

ABRA VE DAN

Abra’nın Dan’den yardım istemesi ile oyuna dahil olan Dan, yıllar önce Dick’in kendisine söylediğini hatırlayıp kızı kurtarmak için seferber olur. O eyaletten bu eyalete, günlerce devam eden, nefes kesen bu macerada King’in eski günlerindeki telepatik hikayelerin tadını alıyoruz. Zaman zaman The Green Mile(Yeşil Yol)’dan bir parmak bal çalınıyor dilimize, zaman zaman da Dreamcather(Rüya Avcısı)’dan…

Gerçek Kardeşlik üyelerinin ve özellikle Rose karakterinin betimlemesi o kadar ustaca ki, kadından korkmaya başlıyorsunuz. Stephen King bu romanda bize neden usta olduğunu kanıtlarcasına göndermeler yapıyor. Özellikle Medyum romanına yapılan ince göndermeler ve bağlantılar bir devam romanı nasıl yazılır dersi verir nitelikte diyebilirim. Olayların dönüp dolaşıp 35 yıl önce yanan Overlook Oteli’nin bulunduğu yere varması da ustanın “Ka, bir tekerlektir” sözüne açıkça bir gönderme niteliğinde idi.

DR. UYKU ÜZERİNE…

Stephen King’in “Yazarın Notu” köşesinde de dediği gibi 35 yıl önce yazılan bir romanın devamını yazmak hiç kolay bir iş değildir. Çünkü artık siz, 35 yıl önceki siz değilsinizdir. Ve geçmişte yaşanan korkunun verdiği tadı hiçbir şey veremez.

Usta böyle diyerek bir nevi kendini savunma moduna almıştır ama kitap hakkında bir değerlendirme yapmak gerekirse usta, bu zor görevin altından kalkmayı başarmış.

Kitabın eleştirilecek belki de tek kısmı ilk kısımlarıdır. Kitaba giriş açıkçası çok başarılı olmamış. Kitabı okuyanlar ne demek istediğimi anlamış olabilirler. İlk üç bölümü okuduğunuzda “Noluyor ya?” diyebilirsiniz. Biraz dağınık ve “nerden başlasam acaba?” diye karmaşaya düşülmüş gibi bir durum hissettirdi bana. Fakat bu bölümlerden sonra kitap toparlanıyor ve sonlara doğru zirveye çıkıyor.

Negatif eleştiri yapmak için göze batan başka bir nokta göremiyorum. Belki Dan’in annesinden ve babasından biraz daha bahsedebilirdi. Özellikle annesinden neredeyse hiç bahsedilmiyor kitapta.

Olumlu yönlerine bakarsak eğer, ustanın son yıllarda hafiflettiği korku teması bu kitapta geriye dönüş yapmış. Dr.Uyku’ya kolaylıkla “korku romanı” diyebiliriz. Bununla birlikte ustanın, kitabı Medyum’un rayına oturtmak için çaba sarf ettiğini söyleyebiliriz. Yani, ustanın eski eserlerindeki tarzından daha memnunsanız bu kitapta o tarza bir dönüş söz konusu. Ben özellikle Abra ve Dan arasındaki telepatik mevzulara bayıldım. Usta, kısa ve öz söylemek gerekirse “konuşturmuş”.

Yukarıda da bahsettiğim gibi karakterler çok iyi ve derin oluşturulmuş. Rose karakteri favori karakterlerimden oldu. Uzun boylu, müthiş güzel, lider karizması bulunan, kafasındaki silindirik şapkası ve buhar emerken ortaya çıkan büyük dişi ile Rose, zihninize kazınacak türden bir karakter. Kitabın kapağına dikkatli bakarsanız Rose size küstahça gülümsemektedir.

 

 

The Shining (Medyum) kitabı benim için çok özel kitaplardan biridir. 2002 yılında okuduğum bu romanı bulmak için büyük çaba sarf etmiştim. Kitabı Ocak ayında, dışarıda kar lapa lapa yağarken okumuş ve Overlook Oteli’nin kar altındaki havasını iliklerimde hissetmiştim. 2004 yılında kitabı ikinci kez okudum. Ve yıllar sonra Medyum’un devamının yazıldığını öğrendiğimde havalara uçtum diyebilirim. Bu nedenle Dr.Uyku benim için önemli bir kitaptı ve eski dostum Danny ile yeniden karşılaşmak bana keyifli anlar yaşattı. Siz de Medyum’u seven biriyseniz Dr.Uyku bana yaşattıklarını size de yaşatacaktır.

BAĞLANTILAR

Her Stephen King kitabında olduğu gibi bu kitapta da diğer romanlara ve özellikle Kara Kule’ye göndermeler bulunmaktadır. Bunlardan bazılarını belki atladım ama gözümden kaçmayanlar da  oldu tabi ki.

King’in bazı olayları anlatırken betimlemeyi Palyaço ile yapması, ayrıca bir yerde “çocuklardan beslenen Palyaço” deyimini kullanması beni gülümseten yerlerdendi.

Kara Kule bağlantıları ve göndermeleri ise daha hoştu. “Bundan başka dünyalar da var” , “Orta Dünya”, “Uzun günler, hoş geceler” gibi göndermeler ustanın Kara Kule evreninden vazgeçmediğini kanıtlar nitelikteydi. Ve tabi ki Rose… Rose karakteri, ismiyle ve besleniş tarzı ile Kara Kule dünyasına ait bir yaratık izlenimi veriyor. Çılgınlığın Ötesi’ndeki Rose karakteri ile özleşmese de göndermeler mevcut.

Kitabın Medyum ile ilgili bağlantılarını yazmıyorum çünkü zaten Medyum’un devam kitabı olması bunu olası kılıyor. Ama siz yine de Medyum’u unuttuysanız yeniden okumanızı tavsiye ederim. İnce göndermeler mevcut.

(Burada King’in uyarısını eklemeden geçmeyeyim. “Bu kitap Medyum kitabının devamıdır, filminin değil.) 

 

Doktor Uyku’yu ve bu yazıyı okuduğunuz için teşekkürler…

 

Volkan UĞRAÇ

24.10.2019 (Yazı 2015’te Facebook için yazılmıştı)

Bir cevap yazın