O 2.Film (It: Chapter 2) İnceleme

İnceleme

İncelememiz SPOILER içermektedir!!!

Stephen King’in en önemli ve en popüler eserlerinden olan O (It), 2017 yılındaki ilk bölüm uyarlamasından sonra ikinci ve son bölüm ile sinemalara geldi. Usta’nın tek kitaplık eserinin 1200 sayfadan fazla olması nedeniyle uyarlamasının iki bölüm halinde sunulması belki de en doğru karardı. Toplamda 5 saatin üzerindeki bu iki bölüm son yıllardaki en önemli King uyarlaması olarak adını yazdırmış oldu.

İLK FİLMİN İNCELEMESİNİ OKUMAK İÇİN TIKLAYIN…

2017 yılının Eylül ayında, ilk beyaz perde uyarlaması ile ortaya çıkan O (It) hem iyi hem kötü bir çok eleştiri aldı. Eleştirilerin çoğunluğu filmin başarılı King uyarlamalarından biri olduğu yönündeydi. Biz de ilk film inceleme yazımızı okuduysanız, filmi beğendik ve başarılı bir uyarlama olarak gösterdik. 

İkinci film özellikle King severler ve kitabı okuyanlar için sürpriz olmadı. Ezikler Kulübü’nün üyeleri yetişkin olarak, 27 yıl sonra Derry’e tekrar döneceklerdi. Bunu biliyorduk ve sadece filmin yapılmasını bekledik. Oyuncular belli oldukça heyecanımız arttı çünkü kadro beklenenden iyi görünüyordu. Fragmanların yayınlanması ile birlikte kitabın şanına yakışır bir uyarlama geleceğinden şüphemiz kalmamıştı. 




O 2.film ya da orijinal ismi ile It: Chapter Two, 6 Eylül 2019‘da vizyona girdi. 2 saat 49 dakikalık süresi ile bizleri çok şaşırttı. Bir araştırma yapmadım ama bazı yerlerde bugüne kadar yapılmış en uzun korku filmi olduğundan söz edildi. Evet, bir korku filmi için çok uzun olan bu sürede neler anlattıklarını merak ettim ve filmi ilk fırsatta izledim. 

Filmimiz, ilk filmin bittiği yerden başlıyor. Eğer arka arkaya iki filmi izlerseniz arada hiçbir kopma olmamış gibi hissedebilirsiniz. Ezikler Kulübü üyeleri Pennywise’ı alt ettikten sonra bir söz veriyorlar. “Eğer O tekrar dönerse biz de döneceğiz” diyorlar. Aslında bu sahne ile filmin başlaması çok başarılı olmuş çünkü ikinci filmin ana konusunun bu sahne ile alakalı olduğunu biliyoruz. İlk filmi izlemeyen ya da konuyu hatırlamayanlar için güzel bir noktaya değiniyorlar.

 

o-2-film-it-movie-2

 

Bu hatırlatma sahnesinin sonrasında kitabı okuyanların hatırlayacağı bir sahne ile ikinci filme asıl girişi yapıyoruz. Eş cinsel Adrian’ın homofobik Derry’li gençler tarafından dövülmesi ve köprüden nehre atılması, akabinde Pennywise’ın ortaya çıkarak Adrian’ı ısırması sahnesi kitabın neredeyse birebir aynısı olmuş. Böylece çarpıcı bir giriş sahnesini yönetmen Andy Muschietti ilk filmde de uygulamıştı. İki filmde de giriş sahnelerinin başarılı olduğunu söyleyebiliriz. 

Bu sahne aslında Pennywise’ın kasabadaki vahşetine kaldığı yerden devam ettiğini ve ezikler için görev vaktinin geldiğini gösteren de bir işaret oluyor. Sonrasında hem kitabı okuyanların hem de ilk TV uyarlamasını izleyenlerin bildiği üzere ezikler içerisinde Derry’i terk etmeyen tek kişi olan Mike‘ın diğerlerini aramasını ve diğerlerinin yaşamlarından parçalar izlediğimiz bölüm geliyor. Bu kısım aslında olayla alakası olmayanları sıkabilecek kadar uzun ama kitabı okuyan biri için ise kısa gelebilir. Yönetmen elinden geldiği kadar dengeyi kurmaya çalışmış. Başarılı olup olmadığı kısmı göreceli sanırım.

Oyuncular ve oyuncuların çocukluk halleri ile olan benzerlikleri muazzamdı. Sanırım filmi beğenen ya da beğenmeyen herkesin ortak fikri bu denebilir. Ayrıca yönetmenin çocukluk ve yetişkinlik dönemleri arasında geçiş yaparak bazı olayları anlatması da yine filmin yıldızını parlatan noktalardan biriydi. Özellikle kitapta yer alıp ilk filmde yer almadığı için eleştirilen bazı sahnelerin bu filmde eklenmesi çok hoşuma gitti. İlk filmde sıklıkla eleştiriye uğrayan “arkadaşlık duygusu” konusu da bu filmde fazlasıyla başarılı bir şekilde verilmiş diye düşünüyorum.




Eziklerin bir eksikle birlikte Derry’de toplandığı ve Çin restoranında yemek yediği sahneler yüzünüzü gülümsetse de hemen arkasından gelen sahneler rüyalarınıza girecek kadar korkunçlaşıyor. Her ne kadar içerik olarak ekleme çıkarma yapılsa da kitaba uygun bir sahneydi. 

Eziklerin yetişkinliklerinde Richie‘nin tam bir şaklaban olduğunu görüyoruz ve buna şaşırmıyoruz. Fakat Eddie‘nin de Richie‘nin esprilerine katılarak aynı yoldan ilerletilmesi filmdeki komedi unsurlarını biraz fazla artırmış. Bir korku filminde bu derece güldürecek sahnenin olması iyi mi kötü mü karar veremedim ama farklı olduğu kesin.

 

 

Hazır Richie‘den bahsetmişken filmdeki en can sıkıcı noktaya da değinmem gerektiğini düşünüyorum. Filmde Richie karakterinin üstü kapalı da olsa eş cinsel olarak anlatılması hoşuma gitmedi. Çünkü bu karakterin ne kitapta ne de ilk uyarlamada böyle bir eğilimi olduğunu biliyoruz. Zaten filmin açılışında bu konuya parmak basan bir sahneyi bize izlettikten sonra Richie‘nin eş cinsel olduğunu ve çocukluktan bu yana Eddie‘ye karşı ilgi duyduğunu anlatmak bana gereksiz geldi. Homofobik biri olmasam da her şeyin gerektiği ölçüde kullanılması taraftarıyım. 

Filmde şu ünlü Chüd Ayini de yer alıyor. Farklı bir şekilde yer alıyor ama yönetmen ve senarist Chüd Ayini’nin ikinci filmde yer alması gerektiğini ilk filmin hemen sonrasında söylemişlerdi. Chüd Ayini, kitabı okuyanlar bilecektir, eziklerin Pennywise’ın nereden geldiğini ve ne zaman geldiğini, hatta onun ne olduğunu gösteren paranormal bir ayindi. Filmde bu ayini Pennywise’ı yok etmek için kullanılan bir yöntem olarak bizlere sunmuşlar. Ben konuya yedirilmesi noktasında başarılı buldum. Filmin ısrarla Kaplumbağa-Pennywise arasındaki asıl meselelere girmediğini, bunun sonucunda Chüd Ayini’nin bu şekilde filmde yer aldığını görüyoruz. Chüd Ayini için gerekli olan “gidin ve hepiniz eşyanızı bulun” kısmı yoğun korku sahnelerin ardı ardına yaşandığı bir süreç oluyor. Sanırım filmin bu kadar uzun olmasını sağlayan noktalardan biri bu kısım. Kısaltılabilir miydi ya da gereksiz uzatıldı mı, bunun kararı yine izleyiciye kalıyor. Yönetmen cesur bir karar vererek bu sahnelere pek dokunmamış. Her ne kadar filmin temposunda zaman zaman düşmelere neden olsa da ben bu sahneleri izlerken keyif aldım. Özellikle Beverly ve Bill‘in sahneleri çok başarılıydı. Bill’in sahnesi derken, filmdeki küçük sürprizden de bahsetmek gerekir diye düşünüyorum. Bill‘in bir eskici dükkanı vitrininde bisikleti Silver‘ı görmesi sonucu dükkana girmesi ile bizi Stephen King karşılıyor. Aksi ama sevimli eskici rolündeki King sizlere komik anlar yaşatıyor.

 

 

Filmin çözüm kısmında ise kitapla yolların ayrılmaya başladığını görüyoruz. Sonuç olarak kitabın finalini yapmak için Kaplumbağa konusunu işlemeleri gerektiğinden finali değiştirmişler. Başarısız olmuş mu, bence hayır. Hatta kitaptaki finalden daha etkili olduğunu söyleyebilirim. Özellikle Pennywise’ın kahramanlarımızı boyutlar arası seyahate çıkardığı kısımlar bir hayli başarılı olmuş. 

Filmin finalinde Pennywise’ın kendi silahı ile vurularak yok edildiğine şahit oluyoruz. Korkudan beslenen bir yaratığın karşısına korkmadan çıkan karakterler onu alt etmeyi başarıyor. Yoğun metafor içeren bir sahne olmuş. Evet bazılarını tatmin etmemiş olabilir ama gümüş bir küpenin sapanla atılarak Pennywise’ın alt edilmesinden daha yaratıcı olduğunu söyleyebilirim.

Film, Stan‘in yazdığı duygu yüklü mektuplar ile son buluyor. Kitapta bu kısım daha başarılıydı diye düşünüyorum ama yine de final için kötü bir sahne olmamış.

GENEL DEĞERLENDİRME

Filmin üzerinden kısaca geçtikten sonra genel yorumlarımı sunmak istiyorum. Öncelikle yönetmeni ve yapımcıyı aldıkları cesur karar için tebrik ediyorum. Bir korku filminin, hatta gişede başarı yakalaması beklenen herhangi bir filmin 2 saat 49 dakika gibi uzun bir süreyle izleyenlere sunulmasının büyük bir risk olduğunu düşünüyorum. Çünkü günümüz sinema izleyicisinin böylesine uzun bir filme tahammül edebileceğini sanmıyorum. Film hakkında gelen olumsuz eleştirilerin ve düşük puanların nedeninin büyük ölçüde bu olduğunu düşünüyorum. Yönetmen ve yapımcının tüm risklere rağmen filmi bu şekilde izleyenlere sunmaları benim için takdire şayan bir karar oldu. 

Filmin 2 saat 49 dakikası içerisinde şu sahne neden var ya da şu sahneler olmasa da olurdu diyebileceğimiz fazla sahne yok. Aslında bu da büyük bir başarı olarak görülebilir. Filmin gişe kaygısı nedeniyle kısaltılması gerçekten felaket olurmuş. 

Filmdeki oyunculuklardan hiçbirinin sırıtmadığını düşünüyorum. Özellikle yetişkinlik dönemi kadrosunun bir hayli başarılı olduğunu, Baverly, Richie ve Eddie karakterlerinin özellikle çok başarılı olduğunu söylemek isterim. Ve tabii Pennywise… Bill Skarsgard ilk filmde zaten olağanüstü bir performans ortaya koymuştu. Bu filmde üzerine koyarak devam etmiş. İzlemesi çok keyifliydi. 

Filmde senaryo ve kurgu olarak bazı sıkıntıların olduğunu söyleyebiliriz. Temponun yer yer düşmesi, bazı sahnelerin birbirinin tekrarı gibi hissettirmesi filmin yıldızını düşüren adımlardandı. Özellikle bazı korku sahnelerinin “klişe” olması bu güzel atmosfere gölge düşürmüş diyebilirim. 

Korku sahnelerinin hepsi için bunu söyleyemeyiz tabi ki. Bazı sahneler gerçek anlamda yaratıcı ve başarılıydı.  Yönetmen ilk filmde fazla cesaret edemediği vahşet sahnelerini bu filmde kullanmaya çalışmış ve başarılı da olmuş. Pennywise’ın çocuk yeme sahnelerinde ister istemez geriliyorsunuz.




Sonuç olarak, uzun mu uzun, dolu mu dolu bir film izledim. Filmi IMAX salonda izlediğim için hem ses hem görüntü olarak çok etkilendim ama film çıkışı adeta dayak yemiş gibi hissettim. Süresi nedeniyle ister istemez sizi yoruyor film. 

Film iyi miydi kötü müydü, az çok anlatabilmişimdir ama beğenip beğenmeme konusunda karar sizin olacak. Ben beğendim. Bir kaç ufak sorun dışında King’in en başarılı uyarlamaları arasında yer alacağını düşünüyorum. Film hakkında söyleyeceğim son şey, ilk filmin King hayranlarına fazla hitap etmeyen, genele daha çok hitap eden bir film olduğu ama ikinci filmin tam tersine King hayranlarına hitap eden, genele fazla hitap etmeyen bir film olduğudur. 

“Ezikler birlikte takılır…”

 

 

Volkan UĞRAÇ

09.09.2019

 

Bir cevap yazın